Taberiye Gölü'nden Haber Soran Deccal- Taberiye Kuruyunca Ortaya Çıkacağı Günü Bekliyor
Filistin sınırına yakın bir yerde bulunan ve ismini Taberiye şehrinden alan bu göl, kıyametin habercisi olarak biliniyor. Ülkenin tatlı su ihtiyacını karşılamanın yanı sıra Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler için çok farklı bir önemi var.
Peygamberimiz zaman zaman gelecekte ortaya çıkacak Hz.Mehdi ve Deccal'den bahsederken, yine sahabelerle konuşmak için minbere çıktı. Onu dinleyen sahabelere şöyle dedi.
''Herkes namaz kıldığı yerde kalsın. Sizi neden buraya topladığımı biliyor musunuz?
Ardından yanında bulunan Temim Ed Dari'yi gösterdi.
''Temim, benim size Deccal hakkında bugüne kadar anlattıklarıma uygun bir olay anlattı bana. Temim Ed Dari başından geçenleri sahabilere anlatmasını istedi.
Sonradan müslüman olan Temim başından geçenleri anlatmaya başladı. Sahabiler, pür dikkat onu dinliyordu.
Temim Ed Dari otuz kişilik bir grupla deniz yolculuğuna çıkmıştı. Olumsuz hava koşulları nedeniyle bir ay boyunca dalgalarla boğuşmak zorunda kalırlar. Uzun yolculuğun sonunda ufukta bir yerde bir ada görürler. Sandalla bu adaya çıkarlar. Manastır benzeri bir yapıya doğru tedirgin yol aldıklarında içeride onları bekleyen cüsse bakımından iri cüsseli hiçbir insana benzemeyen elleri sıkıca bağlı biri sabitlenmiş duruyordu. Şaşkınlığını gizleyemeyen Temim:
'' Sen kimsin,'' diye sordu. Karşısındaki bu varlık:
''Asıl siz kimsiniz? diye sordu.
''Biz Araplarız, bir deniz yolculuğuna çıktık. Bir ay boyunca dalgalarla boğuşmak zorunda kaldık. Adaya çıktığımızda isminin Cessase olduğunu söyleyen varlık, senin burada olduğunu ve bizi beklediğini söyledi. Bunun üzerine iri cüsseli bu varlık ile Temim arasında konuşma devam eder.
''Bana Beysan hurmalıklarından haber verin.''
''Onu niye soruyorsun ki?''
''Hurmaları soruyorum hâlâ meyve veriyor mu?''
Temim:
''Evet, hâlâ veriyor.''
''Meyvelerin kesilmesi yakındır. Taberiye Gölü'nden haber verin?''
''Neyini soruyorsun ki Taberiye Gölü'nün?''
''Su, gölde hâlâ su var mı?''
''Evet, suyu çoktur.''
''O hâlde suyun bitmesi yaklaşmıştır.''
''Peki, Zugar Pınarı'ndan haber verin.''
''Neyini soruyorsun oranın?''
''Suyu var mı? Orada hâlâ ziraat yapılıyor mu?''
''Evet, suyu çoktur yapılıyor.''
''Nebilerin nebisinden haber verin ne yaptı?''
''Mekkeden çıktı. Yesribe yerleşti.''
''Araplar onunla savaştı mı?
''Evet, ''
''Peki... onlara ne oldu?''
''Ona karşı gelen Araplara üstün olduğunu ve ona itaat ettiklerini haber verdik.''
''Öyle mi oldu?''
''Evet.''
''Ona itaat etmeleri onlar için hayırlı olur. O hâlde ben size kim olduğumu söyleyeyim. Ben Deccalim. Çıkmam için bana izin verilmesi yakındır. Çıktığımda yeryüzünü dolaşacağım. 40 gecede girmediğim hiçbir şehir bırakmayacağım. Ancak Mekke ve Medine hariç. O yerler bana haramdır. Ne zaman onlara adım atmak istersem iki melek beni karşılar ve oraya girmemi engeller. Bu iki şehrin girişlerinde koruyucu melekler vardır.
Peygamber efendimiz bu olayı onayladı ve aktardı. Bu konuşma sırasında Deccalin Taberiye Gölü'nü sormasının nedeni Yecüc ve Mecüc çıkışı ile yakından ilgilidir. Yecüc ve Mecüc dağlardan inerek bu gölün suyunu içerek kurtaracaktır.
Hurmaların meyve verip vermediğini sorması kıyamete yakın yaşanacak kıtlıkla ilgilidir. İnanışa göre Hz.İsa'nın üzerinde yürüdüğü göl Taberiye Gölü' dür.
Peygamberimiz efendimiz zamanı geldiğinde Hz. Mehdi ahit sandığını Taberiye Gölü'nden çıkacaktır.
Bu gölde bir çok sarsıntı meydana gelmiştir. Keşif dalışı sırasında yapılan çalışmalarda gölün altında altmışbin tonluk taş yapı keşfedilmiştir. İnsan yapımı olan bu taş yapının tam olarak ne olduğu konusunda bir bilgi bulunmuyor. Belki de Hz. Süleyman zamanında insanlar görmek istemedikleri bir şeyin üstünü kapatmış taşlarla örtmek istemişlerdi.








Yorumlar
Yorum Gönder